En iyi hosting firmaları hakkında kullanıcı yorumları ve incelemeler.Hosting fiyat ve özellikleri için bilgilendirme yaparız.

6 Şubat 2017 Pazartesi

Geleceğin okulu Finlandiya’da açıldı!

Karaya oturmuş kayıkta kürek çekmeye benzetiyorum eğitim sistemimizi. Koca koca sırt çantalarıyla okula gidip gelen, derste yerinde duramayan, sıkılan ufacık çocuklar… Okula başladığımız ilk gün heyecanlanmayanımız yoktur elbet, fakat çok geçmeden bu heyecanın yerini hayal kırıklığı alır. Peki ne olur da içimizdeki o öğrenme isteği birden hayal kırıklığına ve sonrasında “öğrenememe” hastalığına dönüşür?
Finlandiya’nın Espoo kentinde açılan “Saunalahti” okulunda “okulu sevmeme” problemiyle savaşan bir eğitim modeli geliştirdiler. Okulun tasarımcıları bu sorunun insan psikolojisine dayandığını düşündüğü için sistemin temellerini geleneksel eğitim modelinin çocuk(öğrenci) psikolojisine verdiği zararları önleme üzerine kurdular. Okuldan ziyade modern bir sanat müzesini andıran dış görünüşü ile daha ilk bakışta zihinlerdeki okul imajını yıkıyor. Ülkemizdeki birçok okula kıyasen, okulun iç kısmının basık ve karanlık olmasındansa aydınlık ve ferah olmasını tercih etmişler. Mimarlar, bakıldığında eğitim yuvası demeye bin şahit isteyecek, okuldan çok mahkemeyi andıran yapılar yerine pratiğe yönelik farklı bir konsept izlemiş.
10,500 km2 alan içerisinde ilkokul, ortaokul, çocuk bahçeleri, gençlik klüpleri, tiyatro, kafeterya, kütüphane, spor salonları ve daha birçok tesis barındıran “geleceğin okulunun” eğitim anlayışında da birtakım farklılıkları var. Örneğin; beklenenin(!) aksine çocuklar ders esnasında istediği yerde ve istediği şekilde oturabiliyor, hatta isterse yatarak bile ders dinleyebiliyor. Birçoğumuzun öğrenim yıllarından hatırlayacağı “Oğlum/kızım kendi aranda konuşma”, “*Gülme”, “Otur yerine” gibi komutlar yerine öğrenciler kendi aralarında konuşmaya ve gülmeye teşvik ediliyor. (*insan gülemediği yeri neden sevsin ki..)
Genel olarak öğrencileri takım çalışmasına yönlendiren derslerin dışında okulun tamamını kapsayan eğitim yöntemleri uygulanmakta. Mesela, okulun kafeteryalarında öğretmenler ve öğrenciler ders dışı vakit geçirebiliyorlar. Böylece kafeterya eğitim sisteminin bir parçası hâline geliyor ve hem öğretmenler derste söyleyemedikleri konu dışı bahislerini paylaşma imkanı buluyor hem de öğretmen-öğrenci arasında ders dışı bağ kuruluyor.(Bu uygulamanın “hocayla frekansı tutmadı” sorununa bir çözüm olabileceğini düşünüyorum). Ayrıca kafeteryanın bir bölümünde bulunan platformda gösteriler, performanslar sergileniyor, buluşmalar ve kutlamalar organize ediliyor.
Okulun açık alanları öğrenciler rahatlıkla yürüyebilsinler diye özel olarak dizayn edilmiş. Bu alanlar ilk ve ortaokul öğrencilerinin birbirinin alanlarına geçmek zorunda kalmayacak şekilde tasarlanmış. Dış ve iç yapısında doğal materyaller kullanılmasına özen gösterilmiş, samimi ve konforlu bir eğitim atmosferi hedeflenmiş. Çocukların oyun oynadığı ve dinlendiği alanlar parlak renklerle süslenmiş ve her sınıf farklı renge boyanmış. Bu sayede okul içerisinde kaybolma sorununun da önüne geçilmek istenmiş. Dinlenme ve sosyal tesisleri halka açık. Yani okulun imkanlarından komşularda yararlanabiliyor.
Tasarımcılar okul mimarisinde herhangi bir çit veya bariyerin çocukları “kısıtlanmış” hissettireceğini düşünüp, çocukları baskı altında hissettirebilecek çitler veya bariyerler kullanmamışlar. Hatta çocuklarda bu “kısıtlanmışlık” duygusu oluşmasın diye güvenlik kameraları bile dikkat çekmeyecek şekilde, titizlikle yerleştirilmiş. Çocuklar okuldayken dış dünya ile bağlantıları olduğunu bilsinler diye okulun büyük camlarını sokağa dönük yapmışlar. Çocuklar için tasarlanan masa ve sandalyeler bu büyük camların yanlarına yerleştirilerek çocukların kendilerini “kilitlenmiş” hissetmemesi hedeflenmiş .
Saunalahti okulu gibi geleceğin okulları, geleneksel eğitim anlayışından ayrı bir yol izlediği gibi elde ettiği sonuçlarda farklı oluyor. Oluşturdukları yeni eğitim modelinde çocuğun eğitim süreci, geleneksel anlayışa kıyasla, daha uzun sürse de okul hayatında psikolojik sorun yaşayan öğrenci sayısı mutlak derecede azalıyor. Betimlemeler ve tasvirler gözünüzde bir şeyler canlandırmamış olabilir. Bu yüzden geleceğin okulunun fotoğraflarını yazının sonuna ekledim. Yazının sonundaki linkten fotoğraflara ulaşabilirsiniz.
Geleceğin okulu hakkında makaleler okuduktan sonra bu modeli ister istemez kendi öğrenim hayatımla kıyasladım. Dört bir yandan duvarlarla çevrili sınıflar, karanlık koridorlar, büyük kameralar…  Eğitim öğretmenle öğrenci arasındadır, buna kesinlikle katılıyorum ancak makalede bahsedilen kısım, hayatında ilk kez okula gidecek olan ilkokul öğrencisinde okulun bırakacağı izlenimle alakalı. “oğlum otur, kızım gülme” direktifleriyle, zorla kestirilen saçlarla ve yapılmayan ödevlerin azarıyla yetişen çocuk için lisede anlatılan derslerin bir kulağından bile girmemesi hiç absürd değil. Müfredatın kalitesi, öğrenci seçme ve yerleştirme sistemini de hesaba katarsak, eğitim hayatımızız koca bir zaman ve emek israfından ibaret olduğunu görürüz. Hatta sadece israfla sınırlı değil, hatalı yaklaşımlar, yanlış bilgilendirmeler sonucu psikolojik sorunlar yaşayan öğrenciler yok mu? Mevcut eğitim sistemimizin bizleri gerçek bilgilerle donattığını varsayıyorum.(Hayal ediyorum demek daha doğru olabilir). O durumda bile “bilgili olmak, çok şey öğrenmek ruh sağlığının bozulmasından kıymetli midir?” diye tartışırım. Çok uzun yıllardır “öğrenememe”, “düşünmeme” hastalıklarına sebep olan, psikolojimizi bozan ve bize seçme şansı tanımayan bir eğitim modelimiz var.
Gelecek nesilleri yeterli donanımla ve kapasiteyle yetiştirmediğimiz sürece toplum hakkında yaptığımız ve yapacağımız tüm eleştiriler boş ve gereksiz kalıyor. Bilim ve teknoloji Dünya’da akılalmaz bir hızla gelişiyor ve biz bu yarışta geri konumda bile değiliz, henüz başlamadık yarışa. Meseleyi milli boyutlarda düşünmek için geç kalındığını düşünüyorum. Belki bazı yerli şirketler veya yurtdışında vatandaşlarımız tarafından yönetilen şirketler bizi bu yarışta temsil edebilir. Şirketler artık devletler kadar güçlenebiliyor, birçok örneği de mevcut, belki ileride devlet kavramı ortadan kalkar da herkes kendine bir şirket bulur. Ama o zamana kadar biz yine nesilleri dert edinmek zorundayız. Geleceğin okuluna muhtacız.

Popular Posts

Blog Archive

Copyright © Hosting Fiyatları Ve Özellikleri | Powered by Blogger