En iyi hosting firmaları hakkında kullanıcı yorumları ve incelemeler.Hosting fiyat ve özellikleri için bilgilendirme yaparız.

6 Şubat 2017 Pazartesi

Karanlıklar Diyarında Aragorn Olmak

Yüzüklerin Efendisi üçlemesini bir çoğumuz bilir. Dolayısıyla bu üçlemedeki Yüzük Kardeşliği’ni de duymayanımız yoktur. Elf, cüce, insan ve hobbit ittifakı ile kurulan bu büyük hedefli küçük ekip Orta Dünya’nın son umudu olan Tek Yüzük’ü Karanlıklar Diyarı Mordor’a, Hüküm Dağı’nın alevlerine taşımak üzere bilge büyücü Gandalf tarafından kuruldu.
Her biri yüksek karaktere sahip, erdemli insanların oluşturduğu bu ekip sahip oldukları inancı henüz yolculuğa başlamadan ortaya koydular. Nasıl mı? Tabi ki de yüzüğü (the Yüzük) Frodo’ya emanet ederek.
Orta Dünya’nın karanlık ruhularından yüzük tayflarını üzerine çekmesi ve düşmanın eline geçmesi hâlinde Orta Dünya’nın ebedi kötülük ile kaplanacağı düşüncelerini bir araya getirdiğimizde bu yüzüğü Orta Dünya’nın belki de en güçsüz canlıları olan hobbitlerden birine verilmesi bu inancın en büyük delili. Üstelik bu yüzüğün düşmanın kalbine taşınacak olması cabası.
Yüzük Kardeşliği yola çıktıktan bir süre sonra Frodo ile yollarını ayırmak zorunda kalması, dolayısıyla Kardeşliğin içerisindeki Aragorn, Legolas, Gimli, Boromir gibi soylu silahşörlerin korumasından da mahrum olması ekibin geri kalanı açısından görevin sadece inanç ile devam edeceğinin göstergesiydi. Sadece Frodo’nun güvenli bir şekilde yolunda olduğunu varsayarak kendi üzerlerine düşenlere odaklanan bu ekibin her bir üyesi kendi içerisinde bir kahramandı.
Geçtiğimiz günlerde Twitter’dan yaptığım ankette Yüzüklerin Efendisi’nin en inançlı, kendisini davasına adamış karakterini sorduğumda Frodo’nun sadık yol arkadaşı Samwise Gamgee seçilmişti. Katılımın daha fazla olmasının sonuçları değiştireceğini düşünmediğimden bu sonuçlardan çıkarım yapmaya çalışacağım.


Samwise Gamgee, yüzüğün Hüküm Dağı alevlerine karışmasının gizli kahramanıdır. Yüzük yok edilince herkes Frodo diye tezahurat yapmıştır ancak son ana kadar yüzüğü herkesten sakınan, yüzüğün taşıyıcısı Frodo son anda nefsine yenilerek, iradesini yüzüğe kaybederek davasına ihanet etmiştir ve bunun bedelini parmağını kaybederek ödemiştir. O kadar yol gitmiş, son anda iradesini kaybetti diye abarttığımı düşünmeyin. Eğer Gollum ile o mücadeleye girişmeselerdi her şey için çok geç olabilirdi.
Devam edecek olursak Frodo’nun bu ihaneti anketteki sonuca bir ispat niteliğinde olması aynı zamanda Sam’in neden ilk sırada olduğunu da kanıtlıyor. Son ana kadar nezaketini ve iradesini kaybetmeyen Gamgee gerek fiziksel, gerekse zihinsel desteği ve mücadelesi ile davasına sadık ve inancın zirvelerini yaşamış bir karakterdir. Her ne kadar çok sevdiği Mr. Frodo’dan ayrılmış olsada Shire kasabasında mutlu bir aile kurarak bu mücadelenin ödülünü almıştır.
Anketin öbür kısmı olan Gandalf-Aragorn karakterlerinin karşılaştırmasında ise bir sorun görüyorum. Gandalf bilgeliğiyle her ne kadar oyun kurucu görevini üstlense de ümit ve inanç konusunda Aragorn kadar ileri gidememiştir.
Minas Tirith Kalesindeki savaş öncesinde taşıdığı yükün ağırlığını ve bilgeliğin getirmiş olduğu duygusal çöküntüyü yaşamıştır. Filmdeki sahnelerde dahi yaşadığı hayal kırıklığı net bir şekilde görülebilir. Hayal kırıklığını hemen ümitsizliğe bağlamamak lazım, sonuçta Gandalf’tan bahsediyoruz, ancak buradaki ümitsizlik ve hayal kırıklığı seviyelerini Aragorn ile kıyasladığımız için bu çıkarımlara varabildim.
Aşağıdaki videoda Minas Tirith Zaferi sonrası yeryüzündeki son insan ordusunun Kara Kapılar önündeki bir sahnesini izleyeceksiniz. Sahneyi hatırlatmak mahiyetinde şunları söyleyebilirim: Yüzük Kardeşliği sayıca Orklara kıyasla çok çok azdır, kıyaslanamayacak kadar. Ancak Frodo’ya bir şans tanımak adına Orkların dikkatini çekmek için karşılarına çıkarlar. Bu sırada da Sauron’un Ağzı ile bir konuşma yaşarlar, onlara Frodo’nun Mordor’a girerken kaybettiği zırhını gösterir ve Frodo’nun öldüğünü söyler.


Yüzük Kardeşliği ve oradaki tüm insanlar için Frodo’nun yaşadığına dair herhangi bir delil zaten yoktur. Üstelik Frodo Mordor topraklarındadır ve başına bir şey gelmemiş olması büyük bir şanstır. Bütün bunlara rağmen bir de Frodo’nun zırhı ile karşılarına çıkan bir ifritin “Frodo iyi dayandı ama sonunda öldü” sözlerine inanmamak hatta inanmamayı akıldan geçirmek bile güçtür ve ancak Aragorn gibi gerçek Krallara has bir meziyettir. O anda Gandalf dahi buna inanmıştır ve ümidini kaybetmiştir ancak Aragorn “inanmıyorum, inanmayacağım” demesi üzerine düştüğü hayal dünyasından çıkabilmiştir. Aragorn o anda Krallığına yakışanı yaparak o ana şahit olan herkesi uykusundan uyandırmış ve ümitlerini tekrar kazanmalarını sağlamıştır. Nitekim bu inancında haklı da çıkmıştır ancak burada önemli olan bu değil. Önemli olan görünüşün, mantığın ve rasyonelitenin  ne söylediğine değil kalbinin ne söylediğine, kendisini kendisi yapan şeylerin ne söylediğe bakmak. Görüntünün esiri olmayıp, kendi hislerini yaşamak.
Günümüzde “bir kişi neyi değiştirebilir”, “benim yapmamla ne değişecek”, “herkes böyle yapıyor” dememek ve bizi biz yapan şeylere ne pahasına olursa olsun sıkı sıkı sarılmak gerek. En azından dış dünyanın söylediklerinden, gösterdiklerinden etkilenip kendi has duygularımızı kaybetmemeliyiz. Herkesin söylediği bir sözcük, herkesin yaptığı bir espri, herkesin izlediği bir dizi sizin için doğru olmayabilir. İşte bu noktada “ben bu değilim” demeyi bilmeli ve kendi kalbî muhakememizi devreye sokmalıyız. Bu Karanlıklar Diyarının Aragorn’u olmak bizim elimizde.

Popular Posts

Blog Archive

Copyright © Hosting Fiyatları Ve Özellikleri | Powered by Blogger